20 Mar '15
0 Shares

HOŞ GELDİK BU TOPRAKLARA; HOŞ GİTMELİYİZ ZAMANI GELİNCE

HOŞ GELDİK BU TOPRAKLARA; HOŞ GİTMELİYİZ ZAMANI GELİNCE*
Yeryüzüevleri’nin  yaşayanları;
İster “doğa”da olsun ister “şehir”de, tükettiklerinin farkındalığı ve sorumluluğu ile davranarak, tüketimini en “yeter”e indirgemeye odaklanmış olanlardır.
*Bu yazı, Antalya’nın Kumluca Belediyesi’ne bağlı Kuzca Köyü’nde yaşayan dostları ziyaretin kısa bir öyküsüdür. Bu yaşamın uzun öyküsü orada hala yaşanmakta, bilgi için alakirinsesi.org linkini ziyaret edebilirsiniz.
Bey Dağları’nın içinde bir vadide, doğa ananın ev sahipliği yaptığı, tüm canlılarla ortak ve beraber yaşayabilmeyi başaran 4 ayrı nefesle tanıştım. Tüm canlılar gibi onlar da toprağın onlara sunduklarıyla ve Alakır Nehri’nin enerjisiyle beslenerek, kendilerini diğer canlılarla eşitlemeye çalıştıkları bir hayatı örmeye çalışıyorlar.
Yaşam hakkımız içinde en başta gelen barınma ve beslenme hakkını, sistemin içinde, sistemin bizlere dayattığı kuralları oynarak elde etmektense, doğayı dinlemeyi ve onunla konuşabilmeyi deneyerek doğanın kurallarına göre hayat oyununu oynamaya karar vermişler; aslında 10 yıl önce karar verilen kent hayatından gitme niyetinin temel sebebi bu gibi görünüyor. Önce Tuğba ve Birhan düşmüş yollara, hem birbirlerine hem de hayata olan tutkularının daha da çoğalacağını düşünmüşler; bozmuşlar kurulu düzeni, almışlar çantalarını sırtlarına, seyyah olmuşlar sevdikleri topraklarda… Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmişler; yollarda kocaman yüreklere, kocaman insanlara, canlılara rastlamışlar. Rastlantılar, tanışmalar onları da büyütmüş yollarda… Sonra rüzgar onları Alakır Nehri’nin eteklerinde bir vadiye yollamış. Orada başlamış herşey. En çok dinlemişler hem kendi türlerinden olan ermişleri hem de doğayı, sonra okumuş ve araştırmışlar. Beraberinde yaşadıkları pratikler ve deneyimlerle işte karşınızda yeryüzüevleri ve yaşam alanları! Doğa ananın sunduklarını kullanarak, toprağı çamur yaparak barınma alanlarının duvarlarını sıvamışlar, dallar yapraklar çatılarını oluşturmuş. “Yeter” bir yaşam alanını bu şekilde masal odalarına dönüştürmüşler. Sonra onların nefeslerine biri daha katılmaya karar vermiş, Elif… Sevdalanmış o da Alakır Nehri’ne ve dağlara, orada yaşamak istemiş. O da büyütmüş kendini doğanın kucağında ve okulunda… Sonra Elif’in karnına bir kuş konmuş, demişler ki burada büyüsün bu kuş, adı da Cana Işık olsun. Bugün 3 yaşında olan Cana Işık, masalın diğer kahramanları Elif, Tuğba ve Birhan; başta bahsettiğim 4 nefes olarak masalı orada yazmaya devam ediyorlar.
Masallarda hep iyi karakterler olmaz tabi kötü karakterleri de var bu masalın. Hal böyle olunca, masalın büyüsü, güzelliği zaman zaman bozulmuş. Kötüler birgün bölgeye gelmişler. Demişler ki ‘olur mu bu kadar güçlü akan nehir, boşa mı akar bu nehir? Hemen bu gücü kendi gücümüzle alt edelim, bizden güçlüsü olamaz bu dünyada!’; masal bu ya demek istemiş yazar ama masal dili bozulmuş bi kere, herşey gerçek olmaya başlamış. O büyük yüreklere karşı, büyük HES (dünya dilinde hidro elektrik santralleri) canavarları gelmiş Alakır Nehri’nin tepesine. Savaşmadan, çatışmadan barış içinde yaşamak hayalinde olanlar, doğanın hakları için mücadele etmeye başlamışlar. Alakır Nehri Kardeşliği için doğan bir sürü çocuk olmuş etrafta, herkes kardeş olmuş doğa ananın evlatları olarak. Kötüler kötülüklerini yapmayı başarmışlar zaman zaman, en yüksek sesleriyle haykırmışlar ‘güç bizde artık’ diye ama bilememişler doğanın ruhunun tüm insanoğluna zamanı geldiğinde edeceklerini! O nedenle Alakır Nehri’nin biraraya getirdiği çocukları, susmaz devam eder mücadeleye, son sözü de ne ben söyleyebilirim ne de “güç sahibi erk”ler; masalın son cümlesini gelecek günlerde doğanın ruhunun temsilcisi doğa ana söyleyecek! Kendisine yapılanların karşılığını adaletiyle biz insanoğluna dağıtacak.
Kıssadan hisse biz ne çıkaralım bu deneyimden ve masal olarak anlatılan ‘gerçek’ten, hepimiz konuğuz bu topraklarda, hiçbirşey bizim değil, biz sadece devam edebilmek için konukluğa zarar vermeden hiçbir canlıya, gündüze uyanabilmek için nefes alabilmeliyiz hayatta!
“Sevgi, barış ve kardeşlik içinde, özgürlük ve yaşam mücadelesi veren Alakır Nehri Kardeşliği başını kaldıranların birlikteliğidir. Başını önüne eğecek hiçbir düşünce ya da eylemi olmayanların kardeşliğidir.”

GÖKÇE TÜRKMEN / 20.03.2015

alakir-direnisinden-gezi-parki-direnisine_3278_dhapt1

20150308_144407

  20150308_155302

20150304_153442    20150308_123359 20150304_153642 

 

heslerde_yalan_ruzgarlari_h9176

 

About gokceturkmen

Related Posts

Leave a Reply

*